Zuhur

İslamın Tasavvuf Vesilesiyle Yayılması

İslamın Tasavvuf Vesilesiyle Yayılması

Bugün Batı insanının en önemli sıkıntısı ferdiyetçiliğin ortaya çıkardığı yalnızlıktır...

İslâmiyetin tarikat ve tekkeler vesilesiyle yayıldığı bir gerçektir. Günümüzde Avrupa ve benzeri ülkelerde bu nasıl gerçekleştirilebilir?
 
 
Tarikat ve tekkelerin İslâm’ın yaşanması ve korunmasında olduğu kadar yayılmasında da son derece etkili olduğu bugün herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Özellikle gayr-i muslim diyarlarda; İslâm mücâhidlerinin ulaşamadığı yerlerde tekke ve dergâhlar açan tarik mensupları İslâm’ın yayılması konusunda çok etkili olmuştur. 
Bugün insanlığın yeniden din ile tanışma arzusuna düştüğü yüzyılımızda insanları İslâmla tanıştırmak için tarikat mensubu dervişlerin faaliyetlerine çok ihtiyaç vardır. Bunun en güzel yolu bir meslek ve işadamı statüsündeki gönül ehli kişilerin gidecekleri yörelerin dillerini öğrenerek feragatle çalışmaları ve bölge insanlarına ulaşmalarıdır. 
Bugün Batı insanının en önemli sıkıntısı ferdiyetçiliğin ortaya çıkardığı yalnızlıktır. Herkes “ben” ve birey merkezli düşünüp yaşadığı için buralarda İslâmın “îsâr ve paylaşım” anlayışı son derece etkili olmaktadır.
Batı’da ve Orta Asya ülkelerinde din açlığı gözle görülür noktadadır. İslâmın hoşgörü ve kardeşlik ilkesi son derece ilgi uyandırmaktadır. Bunun için müslümanların maddi ve manevi bir fedakârlığa soyunması ve bu anlamda tebliğ grupları oluşturması gerekmektedir. Oralarda tebliğ ve davet faaliyeti yaparken bunun bir mesleki faaliyetle iç içe yürütülmesi daha etkili ve yararlı olur. İnsani yardım türü maddi katkılar etkiyi daha da artırır. 
Bugün bunun ters örneklerini Endonezya’da görmekteyiz. 200 milyon civarındaki nüfusunun % 90’ı müslüman olan bu ülkenin insanları, açlık sebebiyle hristiyanlaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Azerbaycan’da, Kırgızistan’da ve Kırım’da misyonerle Krişnalar kol gezmektedir. Bizim elimizde tasavvuf ve tarikat gibi denenmiş ve sonuç alınmış müessese varken bundan yararlanmamak gerçekten acı verici. Bir de Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerden gelen kişilerin tasavvuf ve tarikatlar aleyhine yaptıkları menfi propagandalar işin cabası.
Bugün dil bilen ve dini iyi anlatabilecek derviş gönüllü insanların Doğu’da ve Batı’da yapabileceği çok hizmetler var. Müslümanların bu konuda altyapı oluşturup faaliyete geçmeleri gerekir...
 
Kaynak: 300 Soruda Tasavvufi Hayat, Prof, Dr. Hasan Kamil YILMAZ, Erkam Yayınları, sf 75


Zuhur diğer yazıları