03 Aralık 2022
Tufan ATMACA

Özeleştiri veya Özümüzü Eleştirmek

Özeleştiri veya Özümüzü Eleştirmek

Oysa, Tasavvuf yolunun her nesi varsa açık ve zorunlu biçimde Kuran’da ve Sünnet’ten esinlenmiştir...

Bismillah diyelim Ben-i Âdem’in Efendisi Hz. Muhammed (sas) Efendimiz’e salat ve selamlarımızı iletelim. Bu kez kendimize bir tasavvuf hayranı olarak veya İnsani kâmil örnek alıyor olarak bakalım istedim. Hepimiz uzaktan yakından ilgilisinin olduğu Yunus Emre’ler, Hacı Bayram-ı Veli’ler, Mevlanâ Hz’leri, Pir Abdülkadir Geylâni Hz’leri ve örnekleri, Allah hepsinin sırrını takdis etsin, çoğaltabiliriz. Hele sonuncu yazdığım amma velakin tarihte tarikatı ilk ekolleştiren ve Kadiri tarikatını kuranın dürüstlüğü sebebiyle nicelerinin hidayetine vesile olduğu ortadadır. O’nun yolunda olan ve şu an Türkiye’de ve Avrupa’da Hâlisiyye kolunu yegane şeyh olarak temsil eden Zülcenaheyn Abdullah Demircioğlu Hocamızı da herhalde okuyanlar bilirler. Gelelim yazımıza bir Hadisi Şerifle başlayalım; ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz ve nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz’(1)

Bizler de şu anda tasavvuf yolunun kıymetini bilmeliyiz. Hele ki bu kutlu yol bu kadar hücum alırken ve sahtekarlıkla yozlaştırılmak istenirken. Eleştiri yapanların iki asırlık bir ilmi geçmişe veya zahiri ilimde bir dayanağı yoktur. Bunu demekle şarlatanları kastetmiyorum. Profesör kisvesine bürünmüş alanı dahi değilken veryansın ediyor beyefendiler. Arzum buradan husumet filan çıkarmak değil. Sadece Modernist ‘geçinmek’le bu işler yürümez. İlmi olmayan bir makale yazarsınız veya konferansa katılırsınız ve neticede sizi o çok sevdiğiniz fildişi kulenizden atıverirler. Örnek vereceğim şahıslar Farsçadan, Arapçadan, Türkçeden (Osmanlıcadan) çeviriler yaparak tasavvufun gerçek İslami bir akım olduğu ispat eden ve Resulullah’ın, ashabının manevi hayatı nasıl yaşadığını örneklerle, ve hatta ayet ve hadis ışığında nasıl ispat ettiklerini bu kitaplarda görebilirler. Eskimez alimlerden İmam Gazali’den (v. 1111), artık anlayanının şimdiden sonra çıkmayacağı Ibn-i Arabî’den (v. 1240), İbrahim Hakkı Erzurumî (v. 1780) ve nice bilemeyecekleri muttaki Hint’ten Çin’den Fas’a Alimleri ve şeyhülislamları ve son devrin alimlerini saymayacağım bile. Bu batılı ve müsteşrik olan ve Arapça ve İslamoloji  alanında ün salmış ve kendilerini belki tanıyabilecekleri şahıslardan örnek vereceğim ki; artık ne kadar İslami ilimleri yalın kaldıklarını anlasınlar. Sadece dogmatik alanlarda yetiştiklerini belki anlarlarsa o zaman böyle doğum tarihinden itibaren yaşını yazmamayı, veya Hristiyan Batı aleminden ve felsefesinden örnek vererek tasavvufu ve Resulullah’ın manevi hayatını yani O’ndaki üsveyi haseneyi eleştirmezler de böylece gafletten uyanırlar.

Titus Burckhardt (v. 1984); ‘Tasavvuf İslam’a sonrada girmiş olamaz … Oysa, Tasavvuf yolunun her nesi varsa açık ve zorunlu biçimde Kuran’da ve Sünnet’ten esinlenmiştir … çünkü, hiçbir kesintiye uğramadan Peygamber’e ulaşan bir ‘zincir’ durumundaki sufi büyüklerinin ruhsal silsilesinin tarihsel sağlığına gölge düşürmeye yeterli bir neden yoktur. Tasavvufun Peygamber’den geldiğinin kesin bir kanıtı da budur.’(2)

Gelecekteki yazılarımız için yapıcı eleştirilinize iltica ederken Aziz ve Latif Peygamberimizin yüce ruhuna, salât ve selâmımızı ilimler adedince iletiyor, salavat getirirken riyadan ve kibirden sizlerin affına sığınıyor dualarınızı bekliyorum. Ya Rab, Kurbiyeti İnsanı Kâmil nasip et ve ahiri da’vahüm ve enilhamdülillahi rabbil alemin...

 

Bâkî ve Kevserî selamlar...



(1)Münâvî, Feyzü’l-Kadîr Şerhu’l-Câmii’s-Sağîr, V, 663); Müslim, Cennet, 83.

(2)Titus, Burckhardt, İslam Tasavvuf doktrinine giriş, Ribat yayınları, Istanbul, 1982,  S. 16-17.


Tufan ATMACA diğer yazıları