Nurdan ADAK

Hz. Safiyye (r.anha)

Hz. Safiyye (r.anha)

Hz. Safiyye annemiz ömrü boyunca hem Mü’minlere örnek oldu hem de Rabbine ibadetinde kusur etmedi...

Hz. Safiyye (r.anha), Yahudi kabilelerinden biri olan Benî Nadir’in reisi Huyey b. Ahtab’ın kızıdır. Annesi ise Berre binti Semvel’dir. Soyu Hz. Musa’nın (a.s) kardeşi Hz. Harun’a (a.s) dayanmaktadır. Hz. Safiyye Peygamberimizle evlenmeden önce iki evlilik yapmıştı. Yahudi liderinin kızı olduğu için evlilikleri kavmi arasında önemli kişilerle olmuştu. Safiyye ilk önce Benî Nadîr’in ileri gelenlerinden Sellâm b. Mişkem ile ikinci olarak da Hukayk’ın oğlu Kinane ile evlendi. Safiyye’nin evlendiği iki kocası da şairdi. Kinane Hayber’de yapılan savaşta öldürülmüş, Hz. Safiyye ise esirler arasındaydı. Savaştan sonra ganimetler Müslümanlar arasında taksim edilirken ashaptan Dihye ibn-i Halife Rasûlullah’a (s.a.v) gelerek:

- Ey Allah’ın Peygamberi bana cariyelerden birini ver, dedi. Hz. Peygamber (s.a.v):

-Git, esirlerin arasından istediğini seç, deyince o da Hz. Safiyye’yi seçti.  Sahabiler bunu görünce Hz. Peygamber’e (s.a.v) gelerek:

-Ey Allah'ın Peygamberi, Dıhye'ye Benî Kurayza ile Benî Nadir'in seyyidesi olan Safiyye binti Huyey'i verdin. Halbuki o kadın, senden başkasına münasip olamaz, dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.v) Dihye’den Hz. Safiyye’yi getirmesini istedi. Dihye, Hz. Safiyye’yi getirince Allah Rasûlü ona baktı ve Dihye’ye bundan başka bir cariye seçmesini söyledi.(1)

Hz. Safiyye, Peygamber Efendimizin yanına gelince Efendimiz ona İslâmiyet’i anlattı. Onu zorlamayacağını, eğer İslâmiyet’i seçerse onunla evleneceğini, Yahudiliği tercih edecek olursa onu azat edip kavmine göndereceğini söyledi. Sen beni İslâmiyet’e davet etmeden önce, konak yerine geldiğim zaman, ben Müslüman olmayı arzulamış ve seni doğrulamış bulunuyordum. Benim ne Yahudilikte bir emelim ne de Hayber’de bir babam veya kardeşim var. Sen beni küfür ile İslâmiyet’ten birini seçmekte serbest bırakıyorsun. Allah ve Allah’ın Rasûlü bana azat edilmemden ve kavmimin yanına dönmemden daha sevgilidir. Evet! Ben Allah’ı ve Allah’ın Rasûlü’nü tercih ediyorum!”(2) dedi. Daha sonra Allah Rasûlü (s.a.v) Hz. Safiyye annemizi önce azad etti sonra onunla evlendi. Böylece Hz. Safiyye annemiz O’nun zevceleri arasına girmiş oldu.

Safiyye, Hayber’den geldiğinde Hârise b. Numan’ın evinde konakladı. Ensâr kadınları bunu duyunca güzelliğine bakmak için gelip gidiyorlardı. Hz. Ayşe de örtülü olarak geldi. Çıktığında arkasından Peygamber de çıktı ve:

- Yeni gelini nasıl buldun ey Ayşe, dedi. Hz. Ayşe kızgın bir şekilde hem hızlı hızlı yürüyor hem de omuzlarını silkerek cevap veriyordu:

- Ben sadece Yahudi bir kadın gördüm, dedi.(3) Yine başka bir rivayetine göre Hz. Ayşe’nin böyle söylemesi üzerine Rasûlullah (s.a.v):

-  Böyle söyleme! O Müslüman oldu ve hem de samimi bir Müslüman oldu,(4) demiştir.

Bir gün Rasûlullah (s.a.v), Hz. Safiyye’nin yanına gitti ve onu ağlar vaziyette gördü ve:

- Ey Huyey kızı! Neden ağlıyorsun? diye sordu. Hz. Safiyye:

- Hafsa ve Ayşe’nin kendisine: “Biz senden daha hayırlıyız; çünkü bizler Rasûlullah’ın (s.a.v) hem amca kızları, hem de hanımlarıyız, dediklerini söyleyince Rasûlullah (s.a.v):

- Size ikiniz benden nasıl daha hayırlı olursunuz ki, kocam Muhammed, babam Harun, amcam da Mûsâ’dır, deseydin diyerek Hz. Safiyye’nin üzüntüsünü sona erdirmiş.(5)

Hz. Safiyye (r.anha) çok akıllı bir kadındı. Müslüman olduktan sonra kendini İslam’a adadı, bütün mal varlığını bu uğurda harcadı. Dini ilimleri Efendimizden öğrendi ve kendisine danışılan meselelerde insanlara yardımcı oldu.

Hz. Safiyye annemiz Efendimizin itikafta olduğu bir gün O’nun ziyaretine gelmişti. Safiyye annemiz eve geri döneceği zaman Allah Rasûlü de onunla beraber kapıya kadar yürüdü. Tam o esnada ashaptan iki kişi oradan geçmiş. Allah Rasûlü (s.a.v) onlara seslenip yanına çağırnış ve:

- Bu benim hanımım Safiyye binti Huyey’dir, diye buyurunca onlar:

- Ya Rasûlullah! Seni tenzih ederiz. Senin hakkında nasıl kötü düşünebiliriz? dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.v):

- Şübhesiz ki şeytan, Âdemoğlu'nun vücudunda kan dolaşması gibi akıp dolaşmaktadır, diye buyurdu.(6)

Hz. Safiyye annemiz ömrü boyunca hem Mü’minlere örnek oldu hem de Rabbine ibadetinde kusur etmedi. O, hicrî 50. yılın Ramazan ayında veya 52’de Medine’de vefat etti.(7)

 


(1)Ebû'l-Hasan İzzeddin Ali b. Muhammed b. Abdülkerîm İbnü'l-Esîr, Üsdü’l-Gabe fi Marifeti’s-Sahabe, Daru’l Kütübü’l İlmiyye, 1994.  c.7 s.168; Buhari, Salat, 12.

(2)Ebu Abdullah Muhammed b. İbn Saʻd, et-Tabakatü’l-kebîr, Daru’l Kütübü’l İlmiyye, Beyrut, c. VIII, s.97.

(3)İbn Saʻd, a.g.e, VIII, 99

(4)İbn Saʻd, a.g.e, VIII, 100.

(5) İbn Saʻd, a.g.e, VIII, 100.

(6) Buhari, Ahkâm, 21.

(7)İbn Saʻd, a.g.e, VIII, 102.


Nurdan ADAK diğer yazıları