İnsan Bir Derviştir

“İnsan bir derviştir, bir bilse ah bilse!” demiştiniz. Bilemiyor ve olamıyor...

İnsan bir derviştir, bir bilse ah bilse!” demiştiniz.

Bilemiyor ve olamıyor...

 

Derviş olamıyor, çünkü kendine tapıyor.

Kendinizi temize çıkarmayınız” işaretini göremiyor.

Derviş olamıyor, çünkü parasına tapıyor.

Dünya hayatıyla şımardılar” ikazını alamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü günahkârlığa tapıyor.

Kalpleriniz taştan daha katı” tesbitini duyamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü gözyaşını tanımıyor.

Az gülsünler, çok ağlasınlar” teşhisine yaklaşamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü bilgisine tapıyor.

Her bilenin üstünde bir bilen vardır” hikmetini kavrayamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü dünyalığına tapıyor.

Dünya malı azdır” belgesini elde edemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü günaha tapıyor.

Allah tevbe edenleri sever” ışığını göremiyor.

Derviş olamıyor, çünkü eğlenceye tapıyor.

Dünya oyun ve eğlencedir” dersinden ders alamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü çokluğa tapıyor.

Çokluk sizi oyalayıp durdu” parıltısını fark edemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü hırçınlığa tapıyor.

Allah sabredenlerle beraberdir” hükmünü hazmedemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü ikiyüzlülüğe tapıyor.

İşte burada susmayacaksın” cesaretini yakalayamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü kinine tapıyor.

Kalplerimize kin koyma!” duasını ezberleyemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü vurdumduymazlığa tapıyor.

Kalpleri kilitli mi?” sorusunu duymuyor.

Derviş olamıyor çünkü israfa tapıyor.

Allah müsrifleri sevmez” hükmünü yaşayamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü aklına tapıyor.

Çoğunun aklı ermez” tesbitini yok sayıyor.

Derviş olamıyor, çünkü intikama tapıyor.

Bize verdiğiniz eziyete katlanacağız” nüktesini algılayamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü kötü söze tapıyor.

Kötü söz kötü ağaca benzer” benzetmesini hissedemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü kötülüğe tapıyor.

Kötülüğü iyilikle savarlar” tesbitine bağlanamıyor.

Derviş olamıyor, çünkü nankörlüğe tapıyor.

Şükrederseniz mutlaka artıracağım” garantisini bilemiyor.

Derviş olamıyor, çünkü yanlışa tapıyor.

Kulaklara perde koyduk” esprisini kavrayamıyor.

 

Gönül Mektupları, s.113-114.


Prof. Dr. Mustafa KARA diğer yazıları