Çağrı

Ahir zaman ve diriliş çağrısı

Güneş ısıtır, rüzgâr eser,

Hava kararır geceye girer.

Neredesin mutluluk,

Neredesin cennet,

Kimler bu nimete, nasıl da erer?

Eller semada,

Diller duada,

Mü’min namazda,

Huşuda, rükûda,

Secdede, kıyamda,

Ve tesbih çeken dudaklar,

Damlayan yaşlar…

Ey Müslümanlar!

Ağlayın yalvarın,

Bir gelecek var,

Kılıcı çıkarın,

Bir inecek var.

Şiddetle göklerden süzülür iner,

Küfrün kızıl ateşi anında söner,

Konuşun o zaman ey inançsızlar,

Kılıçlar şakırdar ansızın iner.

Ey Musa, Ey Harun nerelerdesin!

Tükendin bittin mi kesildi sesin,

Sen bu bedene, sen bu ruhlara

Hayat bahşeden tam bir nefessin.

Gel Musa, gel İsa, gel ey İbrahim!

Neredesin insene, insene İsa!

Yeter artık, Doydu insanlık

Kana, irine, boğuldu yasa…

Zalim sahnede, mazlum kafeste,

Binler ah duyulur hemen her evde,

Ey ölü, kalk artık bir şey de sen de!

Dirilme özlemi yok mu hiç sende?

Ağzı köpüklü atlar terledi,

Şaha kalktılar da hepsi kişnedi,

Kıtalar, yerler yer yer inledi,

Bu ahı bu haykırışları,

Yedi kat semalar, yerler dinledi.

Şüphedeyim, ben felaket tüccarı mıyım,

Moraller bozan bir fukara mıyım?

 

Abdullah Demircioğlu

02. 04. 2006 - Merter-İstanbul/Park


Zülcenâheyn diğer yazıları