Ebû Hüreyre (r.a.)

Ebû Hüreyre (r.a) çok hadis rivayet etmesiyle tanınan sahâbî efendimizdir. Câhiliye zamanındaki asıl ismi bazı kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr gibi farklı şekillerde kaydedilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s) onun adını Abdullah veya Abdurrahman olarak değiştirmiştir. Fakat o (r.a) künyesiyle tanınmaktadır.

Âhir zaman fitnelerinden biri de Cenâb-ı Peygamber’in (s.a.s) mübarek fem-i saâdetlerinden dökülen hikmetli hadis-i şerifleri itibarsızlaştırmak. Bir yandan hadislerin değerini düşürme çabaları, diğer yandan sadece Kur’ân’la yetinme çalışmaları… Bilinmeli ki Hz. Peygamber (s.a.s) bize iki şey emanet etmiştir: “Kitâbullah ve sünnet-i Rasûlillah”, Allah’ın (c.c) kitabı Kur’ân-ı Kerîm ve Allah Rasûlü’nün (s.a.s) sünnet-i seniyyesidir. Bu iki emanete sımsıkı sarıldığımız takdirde sapmayacağımızı Peygamberimiz (s.a.s) buyurmaktadır.(1) Şeytânî akılla hareket eden hadis inkârcıları, en çok hadis-i şerif rivayet eden, Peygamberimizin (s.a.s) güzide ashabından olan Ebû Hüreyre’yi (r.a) karalamaya çalışmaktadır. Onlar yavaş yavaş İslam’dan hadisleri çıkararak Peygamberimizle (s.a.s) olan bağımızı koparmaya çalışmaktadır. Sonra sıra Kur’ân âyetlerine gelir, derken içi boşaltılmış İslam anlayışı endoktrine edilmeye çalışılır. Biz Kur’ân ve Sünnet’e uymaya çalışan bilinçli Müslümanlar olarak bu tehlikelerin farkındayız ve imkânımız nispetinde hakkı, hakikati haykırma derdindeyiz. Fakat kalbi eğri olanların niyetlerini, kötü emellerinin önünü kesmek için keskin kılıcımızı çıkarmamız gerekir. Yazıyla, sözle ve kalbî niyetle… Bu yazının amacı müksirûn olan Ebû Hüreyre’yi (r.a) yeniden tanımak ve Hz. Peygamber’in (s.a.s) hadislerine yeniden yaklaşmak…

 

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de çeşitli âyetlerde Hz. Peygamber’in (s.a.s) ashabını övmüştür. Muhâcirlerin ve ensarın ilkleri ile onlara güzel uyanlar hakkında Cenâb-ı Allah (c.c) onlardan hoşnut olduğunu ve onların da Cenâb-ı Allah’tan (c.c) razı olduklarını buyurmaktadır. Bu kimselere Allah Teâlâ (c.c.) sonsuza dek hep içinde kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır.(Tevbe, 9/100) Bir başka âyet-i kerîme’de Rabbimiz, ağaç altında Allah Rasûlü’ne (s.a.s) bağlılık sözü veren mü’minlerden razı olduğunu buyurmaktadır.(Fetih 48/18) Bu âyetlerden yola çıkarak, Allah Rasûlü’nü (s.a.s) gören, O’na (s.a.s) iman eden ashab-ı güzinin değeri anlaşılmıştır. Hz. Peygamber’in (s.a.s) sohbet meclislerinde bulunan, O’nun (s.a.s) terbiyesiyle yetişen, O’nun (s.a.s) eğitiminden geçen kıymetli sahabelerdir… İnsanlar arasında “en hayırlıları”(Buhârî, 3/35: “İnsanların en hayırlıları benim zamanımdakiler, sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenlerdir.”) olarak tarif edilerek Allah Rasûlü’nün (s.a.s) övgüsüne mazhar oldular… Allah Rasûlü (s.a.s) ashabına sövülmemesi hususunda sıkı sıkı tembih etti. Gelin görün ki ashab-ı güzine söven, ashab-ı güzine iftiralar atanlar türedi… Bizden birimiz Uhud dağı kadar altın infak etse bile, ashabın birisinin az bir parçasına veya yarısına yetişemeyeceğini(Buhârî, 7/21) buyuruyor Peygamberimiz (s.a.s). Bir başka hadis-i şerif’te aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz bize ashabı hakkında Allah’ı (c.c) hatırlattığını, ashabını hedef haline getirmeme hususunda uyarmaktadır. Onlara sevgi beslemenin Allah Rasûlü’ne (s.a.s) olan muhabbetten dolayı sevgi beslenildiğini ve onlara buğz edenin de Allah Rasûlü’ne (s.a.s) buğzundan dolayı buğz ettiklerini açıklamaktadır. Devamında ise, ashaba eziyet edenin Allah Rasûlü’ne (s.a.s) eziyet ettiğini buyurmaktadır.(İbni Hibbân, 8/189)

Ebû Hüreyre (r.a) çok hadis rivayet etmesiyle tanınan sahâbî efendimizdir. Câhiliye zamanındaki asıl ismi bazı kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr gibi farklı şekillerde kaydedilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s) onun adını Abdullah veya Abdurrahman olarak değiştirmiştir. Fakat o (r.a) künyesiyle tanınmaktadır. Ebû Hüreyre (r.a) koyun otlatırken bulduğu kedi yavrularını elbisesinin eteğine koyup onlarla oynadığı için kendisine “kedicikler babası” ismi verilmiştir. Ebû Hüreyre (r.a), Hz. Peygamber’in (s.a.s) kendisine “Ebû Hir” (kedi babası) denmesini arzu ettiği rivayet edilmektedir. Anne-babası tanınmış bir aileye mensuptur ve yetim olarak büyümüştür. 628 yılında Tufeyl b. Amr ed-Devsî (r.a) vesilesiyle Müslüman olmuştur. Ganimetlerin dağıtımında, Hz. Peygamber’in (s.a.s) ganimet talebinde bulunup bulunmadığını sorması üzerine Cenâb-ı Allah’ın (c.c) verdiği ilimden kendisine bir şeyler öğretmesini istedi(İbn Hacer, el-İṣâbe, VII, 436-437). Geç Müslüman olduğu için kaybettiği yıllarını telafi etmek için, açlıktan bayılacak gibi olduğu halde Mescid-i Nebevî’deki Suffe’den ayrılmazdı.

 

Ebû Hüreyre (r.a) geniş omuzlu, saçı çift örgülü, sakalına kına yaktığı için kızıl sakallıydı ve başına siyah sarık sarardı. Gecenin bir kısmında uyur, bir kısmında ibadet eder ve diğer kısmında da hadis müzakere ederdi. Ebû Hüreyre (r.a) Hz. Peygamber’i (s.a.s) gördüğünde, “seni görünce mutlu oluyorum, gözüm aydınlanıyor.” diyerek derin muhabbetini ifade ederdi. Ebû Hüreyre (r.a) Peygamberimize (s.a.s) o derece bağlıydı ki O’nu (s.a.s) mutlu edecek şeylerle kendisine yakınlaşır, sevinç ve hüznüne eşlik ederdi. Peygamberimiz (s.a.s) hakkında herhangi olumsuz bir söz duyması onu üzerdi. Ebû Hüreyre’nin (r.a) annesi henüz İslam’la şereflenmemişti, müşrikti. Annesini İslam’a davet ederken Rasûlullah (s.a.s) hakkında olumsuz şeyler söyleyince ağlayarak Hz. Peygamber’in (s.a.s) huzuruna gitti ve durumu izah etti. Annesinin hidayet bulması için Allah Rasûlü’nden (s.a.s) dua istedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s) şöyle dua etti: “Allah’ım! Ebû Hüreyre’nin annesine hidayet eyle.” Peygamberimizin (s.a.s) dua etmesi üzere Ebû Hüreyre (r.a) sevinçle huzurdan ayrılarak eve gitti. O esnada annesi gusül abdesti almış ve kapıyı oğluna açtığında şehadet getirerek Müslüman oldu. Ne güzel bir karşılama, ne güzel Allah Rasûlü’nün (s.a.s) duasına mazhar olma… Bir başka rivayete göre ise Ebû Hüreyre (r.a) Hz. Peygamberden (s.a.s) şöyle dua talebinde bulundu: “Ey Allah’ın Rasûlü, beni ve annemi mü’min kullarına ve onları da bize sevdirmesi için dua et.” Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.s) şöyle dua buyurdu: “Allah’ım! Bu kulcağızını – yani Ebû Hüreyre’yi- ve annesini mü’min kullarına, onlara da mü’min kullarını sevdir.”(Müslim Nevevi Şerhi: 16/52) İbn Kesîr’e göre bu hadis, Peygamberimizin (s.a.s) nübüvvetinin delaletlerindendir ve bu sebeple Ebû Hüreyre (r.a) bütün insanlara sevdirilmiştir. Cenâb-ı Allah (c.c) Ebû Hüreyre’yi (r.a) yapmış olduğu rivâyetler, Hz. Peygamber’in (s.a.s) mübarek sözlerini insanlara ulaştırması sebebiyle onun şöhretini her tarafa yaymıştır.(İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye 8/108)

 

Ebû Hüreyre (r.a) Peygamberimizin (s.a.s) sohbetinde bulunmuş, tam bir bağlılık göstererek O’ndan (s.a.s) ilim elde etme uğruna her şeyden uzaklaşmıştır. Rasûlullah (s.a.s) nereye gitse, o da O’nunla (s.a.s) beraber gitmiştir. Nerede olursa olsun O’ndan (s.a.s) ayrılmamıştır. Bunu da karın tokluğuna Rasûlullah’ın (s.a.s) sohbetinde bulunmak için yapmıştır. Hz. Peygamber’in (s.a.s) huzurunda üç yıl bulunmuştur ve tam 5374 hadis rivayet etmiştir. Ebû Hüreyre’yi (r.a) en çok hadis bilen ve hadisleri en iyi ezberleyen sahâbî konumuna getiren sebeplerin başında, onun Allah Rasûlü (s.a.s) ile ilgili her şeyi öğrenme, hadisleri ezberleme konusundaki arzusu ve O’ndan (s.a.s) ayrılmaması gelmektedir. Muhacirler çarşıda ticaretle, ensar da mallarıyla meşgulken Ebû Hüreyre (r.a) Suffe ehlinden olup Rasûlullah’ın (s.a.s) yanından hiç ayrılmamıştır. Bir defasında Hz. Peygamber’in (s.a.s), konuşmasını tamamlayana kadar ridasını (Üzere giyilen hafif uzun bir kıyafet) yere yayıp sonra da toplayan kişinin, kendisinden duyduğu sözleri ezberleyeceğini buyurunca Ebû Hüreyre (r.a) bu fırsatı değerlendirmiştir. Bir defasında da duyduklarını ezberleyemediğinden dolayı halini Rasûlullah’a (s.a.s) arz edince, ona (r.a) ridasını yere yaymasını söylemiş ve içine iki avucuyla bir şey atar gibi yaptıktan sonra toplattırmış(Buhârî, İlim, 42). Ebû Hüreyre (r.a), Cenâb-ı Allah’ın (c.c) izniyle, Hz. Peygamber’in (s.a.s) talimatı ve mucizesi bereketiyle kuvvetli bir hafızaya sahip olmuştur. İbn Ömer (r.a) Ebû Hüreyre’ye (r.a) hitaben “Rasûlullah’ın (s.a.s) sohbetine en fazla devam edenimiz, O’nun (s.a.s) hadislerini en iyi ezberleyenimiz sensin.” demiştir(Tirmizî, Menâḳıb, 46). Aşere-i mübeşşereden (Aşere-i mübeşşere: Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından cennete girecekleri daha hayatta iken kendilerine müjdelenen on sahâbî Ebû Bekir (r.a.), Ömer (r.a.), Osman (r.a.), Ali (r.a.), Talha b. Ubeydullah (r.a.), Zübeyr b. Avvâm (r.a.), Abdurrahman b. Avf (r.a.), Sa‘d b. Ebû Vakkâs (r.a.), Ebû Ubeyde b. Cerrâh (r.a.) ve Saîd b. Zeyd (r.a.)) Talha b. Ubeydullah (r.a.) Ebû Hüreyre’yi (r.a.) takdir etmiş ve kendileri işle meşgul oldukları için Rasûlullah’ın (s.a.s) yanına ancak sabah ve akşam gelebildiklerini fakat Ebû Hüreyre’nin (r.a) her zaman Hz. Peygamber’le (s.a.s) beraber olduğunu, onların duymadıklarını Ebû Hüreyre’nin (r.a) Allah Rasûlü’nden (s.a.s) işittiği hususunda hiçbir şüpheye düşmediklerini ifade etmiştir(Tirmizî, Menâḳıb, 46).

 

Mescid-i Nebevî’de bir gün Ebû Hüreyre (r.a), Zeyd b. Sâbit (r.a) ve bir başka sahâbî dua ve zikirle iştigal iken Allah Rasûlü (s.a.s) yanlarına gelir oturur. Ebû Hüreyre’nin (r.a) Hz. Peygamber’den (s.a.s) ilim isteğine “âmin” demesi üzerine Zeyd (r.a) ve diğer arkadaşları da aynı temennide bulundular. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s), Ebû Hüreyre’yi (r.a) kastederek: “Devsli delikanlı sizden önce davrandı.” buyurmuştur(Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 440). Ebû Hüreyre’nin (r.a) kuvvetli hafızaya sahip olduğunu denemek için Medine valisi Mervân b. Hakem, Ebû Hüreyre’yi (r.a) huzuruna çağırmıştır. Hadis-i şerifi perde arkasında saklanan kâtibine yazdırmış ve bir yıl sonra bu hadisleri aynen okuduğunu tespit etmiştir. Hadis hâfızı olan Zehebî ise Ebû Hüreyre’nin (r.a) herhangi bir hadiste yanılmadığı kanısına varmıştır.

 

Ebû Hüreyre (r.a) özellikle Şiîler tarafından çok tenkide uğramıştır. Şiî kelâmcısı Ebû Ca’fer el-İskâfî güya Ebû Hüreyre’nin (r.a) Hz. Ali’ye (r.a) lânet ettiğini ve güya Rasûlullah’a (s.a.s) karşı en fazla yalan söyleyen kişinin Ebû Hüreyre (r.a) olduğunu iddia etmiştir. Âyetullah Humeynî de Ebû Hüreyre’nin (r.a) Muâviye’nin (r.a) teşkilâtına girdiğini, onların yararına hadisler uydurarak İslam’a büyük zarar verdiğini ileri sürmüştür. Hâlbuki kendileri Ümmet-i Muhammed’in başına gelen en büyük fitnecilerdir, iftiracılardır. Ebû Hüreyre (r.a) gibi Rasûlullah (s.a.s) aşkıyla yanan, O’nun (s.a.s) izinden giden, O’nun (s.a.s) mübarek sözlerini zapt etmek için bu kadar çabalayan kim var? Ehl-i bidat olan Şiîlerin iftiralarına maruz kaldıysa Ebû Hüreyre (r.a) gibi sağlam ve itikatlı sahabi, bu Ebû Hüreyre’nin (r.a) doğru yolda olduğunu gösterir. Hadis konusunda bu kadar hassasiyet gösteren ve bu kadar hadis ezberleyen Ebû Hüreyre’nin (r.a) Hz. Peygamber’in (s.a.s): “Kim benim adıma yalan uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın.”(Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce) mütevâtir hadisinden habersiz olabilir mi? Ve acaba Ebû Hüreyre (r.a) ebedî hayatını, ahiretini tehlikeye atmayı göze alır mı?

 

Hevasından konuşmayan o Peygamber’in (s.a.s) sözleri, davranışları, susuşları, tasdikleri bizim için çok kıymetlidir. O’nu (s.a.s) tanımak bir ayrıcalıktır… O’nu (s.a.s) sevmek Cenâb-ı Allah’ı (c.c) sevmektir… O’nun (s.a.s) izinden gitmek ebedi kurtuluşumuza sebeptir… Hz. Peygamber’in (s.a.s) ashabıyla ilgili uyarılarından sonra kim bu ender örnek şahsiyetleri hafife alır? Kim bu değerli ashabı küçümsemeye, sövmeye, iftira atmaya cüret eder? Hz. Peygamber’in (s.a.s) hadislerini, sünnet-i seniyyesini bize ulaştırmada önemli rol üstlenen sahabilerden ve özellikle Ebû Hüreyre’den (r.a) Allah Teâlâ (c.c) ebediyen razı olsun. Onlar (r.a) Peygamberimizin (s.a.s) manevi ikliminde yetişmişlerdir. Onlar canlarını, mallarını İslam uğruna feda etmişlerdir. Onlar Ümmet-i Muhammed’e örnek teşkil etmişlerdir. Onlar sonraki nesillere, bizlere çok değerli miraslar bırakmışlardır. Cenâb-ı Allah (c.c.) bizleri onların şefaatlerine nail eylesin… Âmin…

 

Ve’s-selâm.

 

 

Kaynaklar:

KANDEMİR, M. Yaşar. "EBÛ HÜREYRE." TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-hureyre (Erişim Tarihi: 13.12.2025).

SÜLEYMAN, Haris b. Rasûlullah'ın Arkadaşı Ebû Hureyre Tarih Hedefli Yeni Bir Araştırma. İstanbul: Ümmülkura Yayınevi, 2012.


Ayşe DEMİRCİOĞLU diğer yazıları