Nurdan ADAK

Toprağın Üstü Güzel de Ya Altı

Toprağın Üstü Güzel de Ya Altı
28 Oca

Belki bugün son günümüz bilmiyoruz ama hiç ölmeyecekmişgibi dünyaya bağlanıyoruz. Aslında her günümüz her anımız Allah rızası için olmalı.

         Evet dünyada hem güzellikler hem de birtakım sıkıntılar vardır. Güzellikleri yaşadığımız ya da mutlu olduğumuz zamanlar bize kısacık bir an gibi gelirken, sıkıntılar dediğimiz o imtihan dönemi  hiç geçmeyecekmiş gibi gelir. Aslında her ikisinde de imtihan oluruz ama bunu bazen fark edemeyiz. Sadece sıkıntılı dönemin bizim için imtihan olduğunu zannederiz. Ama insanoğlu her an Allah'ın huzurunda ve her an imtihan oluyor. Peki bizler her şeyin geçip gittiği gibi bir gün bize verilen ve adına ömür denilen bu hayatın elimizden alınacağını da aklımızda tutabiliyor muyuz? Kendimizi o gün gelmeden hesaba çekebiliyor muyuz? Her gün acaba bugün Allah için ne yaptım diyebiliyor muyuz yoksa ölüm hiç mi aklımıza gelmiyor? Okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak isterim.

         Ya şimdi kabirde olsaydım ilk günüm ilk gecem nasıl geçerdi? Hiç bitmeyecek sandığım yürümeyecek sandığım işleri kim yapar, kim yoluna koyardı? Evim, eşyalarım, yatağım, sandığım, ayakkabılarım benden sonra kime kalır, kim sahiplenirdi? Ya pişmanlıklarım, ölen her insan pişman olacaktır buyuruyordu Resûlümüz. Mü'minler de mi diyen ashabına:

-Evet onlarda dudaklarının Allah adıyla ıslanmadığı her an için pişman olacaktır, diye cevap veriyordu. Müslümanlığım geldi sonra aklıma ah ahh bu ne acı bir pişmanlıkmışmeğerse. İşlerimin arasına sıkıştırdığım şöyle uzun uzadıya kılamadığım namazlarım işler yetişmez korkusuyla hızlanan secdelerim rukûlarım işler çabuk bitiyormuş. Demek  bir nefeslikmişhepsi. Yook yok ebedi arkadaşımın kıymetini hiç bilememişim ben. Ona ne çok vefasızlık etmişim. Onunla neden daha çok zaman geçirmedim, samimi olmadım. Halbuki ne çok faydası olurdu şimdi bana. Yan yan bakıp geçmezdi ızdırabıma. Geri dönesim geliyor. İçime sindire sindire namaz kılasım, içermişgibi Kur'an okuyasım geliyor. Rafta gözümün önünde duran Kur'an'ım her an beni mahzunca süzen Kur'an'ım. Ne zaman okuyacak olsam hep bir engel çıkardı. Yapacak bir şey gelirdi aklıma. Ara sıra okuduğum iki sayfa ile tüm sorumluluğu üzerimden attım sanırdım. Yüzümüzde bir sivilceden kalan lekeyi dert ederiz. Oysa buraya girer girmez bedende hızlı bir çürüme başlıyor. Toprak ezelden beri beni bekliyormuşsanki. Sıkıyor, sıkıyor, kemiklerimin kırıldığını iç içe geçtiğini duyar gibi oluyorum. Allah'ım çok yalnızım, korkuyorum. Koca bir ömrü nasıl heba ettim? Oysa yapabileceğim ne çok şey vardı. Onlar orada Rabbimiz bizi çıkar önce yaptığımızın yerine iyi işler yapalım diye feryad ederler. Size düşünecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Niçin inanmadınız? Şimdi tadın azabı zalimlerin yardımcısı yoktur. Bu ayet dünyada iken beni ne çok etkilerdi. Ama neden gereğini yapmadım? Neden şimdi elimdekiler bu kadar az? Allah'ım küskünlüklerim, kızgınlıklarım, kıskançlıklarım sahip olamadıklarıma hayıflanmalarım ne kadar boş, ne kadar gereksizmiş. Aldırmam sanırdım ama ne derler sözünü beynime mıhlamıştım sanki. Kınamaktan çok korkarmışım meğer biliyorum ardımdan iyi konuşanda olacak. Güler yüzlü, tatlı dilliydi diyecekler. Bir zaman sıkça daha sonra arada düşeceğim akıllarına ama sonra en yakınlarım bile unutacak. Bir arefe bir de bayram günlerinde hatırlanacağım. Yüzüm, sesim unutulacak. Ellerim, gözlerim onlarda unutulacak. Bir tek o unutmayacak. Ufak tefek yaptığım her şey amel defterinde. Kabir bana mesken, kabir bana kucak.  Belki de korkunç bir mahzen olacak. Evim, yurdum, günüm, gecem burası artık. Dünyaya açılan bütün kapılar kapandı. Yalnızlık, yapayalnızlık sardı dört bir yanımı. Pişmanlık bana hakim olan tek duygu şimdi. Saniyelerdir veremem diye tuttuğum nefesi büyük bir telaşla verdim. Yaşadığıma inanmak için aynaya koştum. Gözlerim kıpkırmızı yerinden fırlamışsanki. Allah'ım çok şükür yaşıyorum. Hal zamanım var.  Bir nefeslik bile zamanım varsa en azından bir subhanallah diyebilirim. Eğer önümde yaşanacak daha uzun yıllar varsa neler neler yapılmaz ki şu hayatta? Namaz önce namaz önce namaza başla, sarıl Kur'an'a, dikkat et helal lokma ye. Kul hakkı yeme, öğren dinin inceliklerini, biat et sahib-i zamana, dahası var mı kırdıkların? Gönül al hiç durma. Kırdılar mı seni boşver aldırma. Sen gayret et iyilik yapmaya. Her işinde söyle Bismillah, düşürme dilinden La ilahe illallah.

         Belki bugün son günümüz bilmiyoruz ama hiç ölmeyecekmişgibi dünyaya bağlanıyoruz. Aslında her günümüz her anımız Allah rızası için olmalı. Derdimiz mal, mülk, para değil sadece O'nun rızasını kazanmak olmalı. Bu sebeple de ibadetlerimizde daha samimi olmalı ve ölüm kapımızı çalmadan önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Allah bizi kendisine dost olanlardan eylesin.

 


Nurdan ADAK diğer yazıları