Bu sayının kalbi, zikrin ve namazın insan hayatındaki yerini yeniden hatırlatan, unutulan bir yakınlığı dirilten yazıyla atıyor. Çünkü bu metin, sadece bir ibadet çağrısı değil; modern hayatın karmaşasında kalbi dağılmış, zihni yorulmuş, yönünü kaybetmeye yüz tutmuş insan için bir toparlanma davetidir. Dünya telaşıyla iç içe yürürken Allah’ı unutmamayı, işin içinde kalbi diri tutmayı ve hayatın merkezine namazı yerleştirmeyi hatırlatan güçlü bir ses yükseliyor bu sayfalardan. Bu güçlü hatırlatma, dergimizin bu sayısındaki diğer yazılara da ruh ve yön kazandırıyor. Bir pencereden göğe bırakılan dua, modern gençliğe üsve-i hasene üzerinden sunulan ahlak modeli ve helâlden helâka savrulmanın sebeplerini sorgulayan metinler; hepsi, farklı cephelerden aynı hakikate işaret ediyor: Kalbi diri tutan, hayatı istikamette tutan yegâne bağ, Allah ile kurulan sahih bağdır. Bu sayı, sadece bilgi vermek için değil; kalbi uyandırmak, yönü düzeltmek, gençliğe ve a...
Bazen gönülden gönüle uzanan reçetelerin en güzeli hiç ummadığımız bir anda, hiç beklemediğimiz bir sohbet halkasında doğar. Bundan beş altı yıl önce, İh-Vak camimizde hanımlar arası toplanmış '...
“Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık…” diye buyurur Cenâb-ı Mevlâ ayet-i kerimede. Derin hikmetleri Allahü a‘lem olmakla birlikte temel de ...
Ortada bir fikir ayrılığı değil, apaçık bir çılgınlık ve metodoloji felaketi bulunmaktadır. Bir insan “Sadece Kur’an yeter, sünnet gereksizdir” diyorsa bu, “Deneysiz bilim o...