Helalden Helâka
Birbirine eş olmak iki harften oluşan bir kelime gibi görünse de ailenin dolaylı olarak da toplumların yapı taşını oluşturmaktadır. İslamiyet ile birlikte bu yapı taşı çok sağlam temellere oturmuştur.
“Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık…” diye buyurur Cenâb-ı Mevlâ ayet-i kerimede. Derin hikmetleri Allahü a‘lem olmakla birlikte temel de kendisine kulluk ve ibadet etmek içindir bu yaratılışın sebebi. Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva’dan insanoğlu çoğalmış ve yayılmıştır. Nitekim bu husus yine aynı ayet-i kerime de şöyle ifade buyrulur: “...Ve sizi, aşiretler ve kabileler haline getirdik tanışın diye.”(Hucurat; 49/13)
İnsanoğlunun yaratılış fıtratı kadın ve erkek olarak yaratılmak ve birbirine çift olmaktır. “Ve sizi, çift çift yarattık…”(Nebe; 78/8) Diye buyrulduğu üzere de farklı cinsiyetlerin birbirine eş olmasının hayat akışında olması gereken bir durum olduğu sonucuna varıyoruz. İnsanlığın yaratıldığı ilk andan şu yaşadığımız güne kadar hangi dinde, hangi inanışta ya da hangi toplumda olursa olsun hayat bu şekilde süregelmiştir.
Birbirine eş olmak iki harften oluşan bir kelime gibi görünse de ailenin dolaylı olarak da toplumların yapı taşını oluşturmaktadır. İslamiyet ile birlikte bu yapı taşı çok sağlam temellere oturmuştur.
Ancak insanoğlunun dünya üzerindeki yaşayışları her zaman Allah’ın (c.c) buyrukları üzerine olmamış, zaman zaman insanlar raydan çıkarak helak olma yollarını açmışlardır. Bozulan kavimlere gelmiş olan Peygamberlere de isyan etmişler ve bu kavimlerin sonu yok olmaktan başka bir şey olmamıştır. Bu kavimlerden Lut kavmi insanın yaratılış fıtratına başkaldırmış, men edilmiş olmasına rağmen aynı cinsten olan insanların evlilikleri meşru hale gelmişti. Kendilerine gönderilen Lut Peygamberin (a.s) “Ey kavmim! İşte kızlarım; onlarla evlenip meşru ve doğal yollarla arzularınızı tatmin etmeniz, sizin için erkeklere yönelmekten çok daha temizdir. Öyleyse, Allah’tan korkun da misafirlerime tacizde bulunarak beni rezil etmeyin! İçinizde aklı başında bir adam yok mu sizin?”(Hud; 11/78) şeklindeki şiddetli uyarılarına kulak tıkayarak Cenâb-ı Allah’ın gazabını üstlerine çekmişlerdir. Sonları şiddetli sarsıntılar sonrası yağan kızgın taşlar ile yok olmak olmuştur.
Gözümüzün nuru İslam hem erkeğe hem kadına hem de bunlardan müteşekkil eş ve aile olmaya önemli payeler vermiştir. Toplumun şekillenmesi ve gelişmesi için önem arz eden bu değerler ile günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Ancak son birkaç yıldır gençler üzerinden oynanan çirkin oyunlar ve aile bağlarına yönelik önceleri gizli artık açıktan yapılan saldırılar ile bu sağlam temeller oyulmaya çalışılmaktadır. Son on yıllarda sosyal medyanın hayatımızda gasp ettiği alanın artmasıyla özellikle genç bireyler aslı astarı olmayan, batıl fikirlere hem çok kolay ulaşmakta hem de doğruymuşçasına beyinleri yıkanmaktadır. Bu sapkın fikirlerin başında da tıpkı Lut kavminde olduğu gibi aynı cinslerin birbirleri ile münasebetlerinin meşru ve hak sayılmasıdır. Toplumsal yozlaşma ve çürümenin hızla arttığı bu son dönemde bu helaka sürükleyecek olgu artık sokaklarda rahatça söylenmekte ve maalesef ki destekçi de bulmaktadır. Ortaokul ve lise çağındaki çocuk ve gençlerin hedef seçildiği ve beyinlerinin dijital platformlardaki dizilerle, Uzak Doğu menşeili şarkıcı gruplarla yıkandığı çok aşikârdır.
Başta da ifade ettiğim üzere insanlar kadın ve erkek olarak yaratılmış ve birbirine eş yapılmıştır Cenâb-ı Mevla tarafından. Aynı cinslerin münasebeti veyahutta dünyaya geldiği cinsiyetini beğenmeyip kendini değiştirmesi dine ve insanlığa açılmış bir savaştır. Allah (c.c) nurunu tamamlayacaktır. Öyleyse bu beyhude bir savaştır.
Geleceğimizin teminatı olan şimdinin çocuklarını yetiştirmek için öncelikle yapılması gereken Allah’ın (c.c) ipine sımsıkı sarılmaktır. Bozulmaya çalışılan aile mevhumuna sımsıkı sarılmaktır. Çocuklarımızı Kur’an ahlakıyla, Nebevî terbiye ile yetiştirmektir. Okudukları, dinledikleri, izledikleri her şeyi an be an takip etmek, yol göstermek, sevgi ile kucaklamaktır. Aksi halde helaka sürüklenecek nesiller bizim eserimiz olacaktır.
Vuslat ATALAY diğer yazıları
- 09 Aralık 2023 İslam Seccadesinden Yoga Paspasına mı?
- 15 Temmuz 2023 Mü'minlerin Annelerinin İzinde -3
- 11 Eylul 2022 Mü´minlerin Annelerinin İzinde -2
- 03 Nisan 2022 Mü´minlerin Annelerinin İzinde - Hz. Hatice (r.anha)
- 01 Aralık 2021 Şifayı Veren Hüda´dır Başkasına Meyletmem
- 08 Haziran 2021 İman Avcılarına Dikkat!!!
- 08 Şubat 2021 Şifa mı Yoksa Bidat mı?
- 18 Ekim 2020 Müminin Miracı NAMAZ
- 26 Nisan 2020 İçinizden Bana En Çabuk Kavuşacak Olanınız...

