“İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!”(Saff, 61/8) Hakikat, tarih boyunca kimi zaman inkârla, kimi zaman tahrifle, kimi zaman da daraltıcı yorumlarla karşı karşıya kalmıştır. Kelimeler eğilip bükülmüş, kavramların ufku daraltılmak istenmiştir. Ne var ki ilâhî nur; onu üfleyerek söndürmeye çalışanların tasarrufuna bırakılmayacak kadar köklü ve derindir. Bugün de benzer bir daraltma çabasının izleriyle karşı karşıyayız. Kavramları bağlamından koparan, kelimeleri kendi dar çerçevesine hapseden bir okuma biçimi; vahyin bütünlüğünü zedeleyen indirgemeci bir söylem üretmektedir. “Bize yalnızca Kur’ân yeter” iddiasıyla sünneti dinin dışına itmeye çalışan bu anlayış, asırlardır ümmetin üzerinde ittifak ettiği bütünlüğü parçalamakta; vahyi, onu açıklayan ve yaşayan rehberden koparmaktadır. Oysa Kur’ân’ın hayata nasıl taşınacağını gösteren en sahih t...
Bazen gönülden gönüle uzanan reçetelerin en güzeli hiç ummadığımız bir anda, hiç beklemediğimiz bir sohbet halkasında doğar. Bundan beş altı yıl önce, İh-Vak camimizde hanımlar arası toplanmış '...
“Bütünü bilmediğimizden ya sloganlara esir olduk ya ideolojilere köle.” Cemil Meriç Toplumdan topluma ve kültürden kültüre farklılık göstermekle birlikte evrensel ve k...
Ortada bir fikir ayrılığı değil, apaçık bir çılgınlık ve metodoloji felaketi bulunmaktadır. Bir insan “Sadece Kur’an yeter, sünnet gereksizdir” diyorsa bu, “Deneysiz bilim o...
“Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık…” diye buyurur Cenâb-ı Mevlâ ayet-i kerimede. Derin hikmetleri Allahü a‘lem olmakla birlikte temel de k...