Ahmet Yesevî

Ahmet Yesevî, Selçuklu ve Osmanlı gibi Türk devletlerinin dünya görüşüne büyük tesirlerde bulunmuştur...

Özet

Türk- İslam dünyasının en önemli simalarından olan Ahmet Yesevî, Türkistan’da dünyaya gelmiş ve görüşleriyle İslam âlemini aydınlatmış bir mürşid-i kâmildir. İlk Türk mutasavvıfı olan Ahmet Yesevî, öğretileri ile sadece Türk dünyasını değil, aynı zamanda İslam dünyasını da derinden etkilemiştir. Kur’an ve sünnet temelinde şekillenen öğretileri, hoşgörü, vatan sevgisi, toplumları birleştirici gücü ile O’nu günümüzde de takip edilen “zamansız” bir düşünür kılmıştır.

İslam’ı kabul eden Türkler arasında, İran merkezli bir tasavvuf eğilimi baş gösterdiği sıralarda, Ahmet Yesevî, Kur’an ve Hz. Muhammed’in hayatında temellendirdiği bir felsefe geliştirmiştir. Çağdaşlarının çoğunda olduğu gibi Şii görüşleri üzerinde şekillenen ve Farsça kaleme alınan eserlerden ziyade, Hanefi inancı doğrultusunda Türkçe eserler veren Ahmet Yesevî, Türkçe için de önemli adımlar atmıştır.

Anadolu başta olmak üzere farklı coğrafyalara gönderdiği öğrencileri ile İslam’ın özünü halklara anlatmaya çalışan Ahmet Yesevî’nin görüşleri, Türk dünyasında birleştirici rolüyle oldukça önemlidir. Vatan sevgisi üzerine aktardığı öğretileri, farklı inançlarda olan ve aralarında ihtilaf bulunan Türkleri tek bir ülkü etrafında toplamayı başarmıştır. Bunun yanı sıra, hoşgörülü din anlayışı, ayrıştırmaya karşı olan dünya görüşü ve Vahdet’ül Vücud’u kaynak alan öğretileri, Türk gelenek ve görenekleri ile temellendirilmiştir. Bu da Türk dünyasını İslam bayrağı altında bir araya getirmesini sağlamıştır.

Ahmet Yesevî, Allah aşkını her şeyin üzerinde tutmuş, Kur’an ve sünnet temelli bir din görüşü ileri sürmüştür. Hz. Muhammed’e olan sevgisi, O’nu 63 yaşında, yer altında yaşamaya götürecek kadar derindir. Hoca Ahmet Yesevî görüşleri ile sadece Türk dünyasına değil, tüm İslam âlemine derin izler bırakmıştır.

 Anahtar Kelimeler: Ahmet Yesevî, İslam, Tasavvuf, Anadolu, Türk dünyası

 

Ahmet Yesevî

Ahmet Yesevî, Türk-İslam dünyasının en önemli şahsiyetlerindendir.  Yaşamına dair az sayıda kaynak bulunması, O’nun hayatının menkıbelerle şekillenmesine vesile olmuştur. Kesin doğum tarihi bilinmemekle beraber, XI. yüzyılın ikinci yarısında, Batı Türkistan’da yer alan Sayram Kasabası’nda doğduğu kabul edilmektedir. Tarihi kaynaklarda, Yesi olarak bilinen Türkistan’da dünyaya geldiği doğrulanmaktadır. Sayram’ın ileri gelen ailelerinden birine mensup olan Ahmet Yesevî’nin babasının Şeyh İbrahim olduğu ve Hz. Ali’nin soyundan geldiği kabul edilmektedir(1).

Çocuk yaşta anne ve babasını kaybeden Ahmet Yesevî, ablası Gevher Şehnaz ile birlikte Yesi’ye göç etmiş ve ilk eğitimlerini burada almıştır. Bu dönemde, ilmin merkezi olarak kabul edilen beldelerden olan Buhara’ya giden Yesevî, büyük İslam âlimi ve mutasavvıfı olan Yusuf Hemedanî’ye tabii olarak ondan eğitim almıştır. Kısa sürede eğitiminde büyük bir başarı elde etmesi sonucu hocası tarafından üçüncü halife ilan edilmiş, yine kısa bir süre sonra, en yüksek mertebeye eriştirilmiştir. Ancak Ahmet Yesevî, bir süre sonra yerini bir başkasına devrederek Yesi’ye dönmüş, burada ölümüne kadar halkın eğitimiyle ilgilenmiştir. Hoca Ahmet Yesevî’nin hayatına dair en dikkat çekici hususlardan biri, O’nun 63 yaşına geldiğinde, Hz. Muhammed’in vefat yaşı dolayısıyla kendini yer altında bir odacığa kapatıp, ömrünün geri kalanını orada geçirmesidir(2). 

Ahmet Yesevî, asırlardır genelinde İslam dünyası, özelinde ise Türk-İslam dünyasının maneviyatına büyük bir etkisi olan; “Pir-i Türkistan”, “Hazret-i Türkistan” ve “Hazret Sultan” gibi manevi unvanlarla anılan bir mürşîd-i kâmildir. İlk Türk mutasavvıfı olarak kabul edilen Ahmet Yesevî, sufî bir şair ve sonrasında farklı tarikatlara etki etmiş olan Yeseviyye Tarikatı’nın kurucusudur(3).  

Türkler’in büyük bir çoğunluğu, Ahmet Yesevî’nin doğumundan yaklaşık üç asır önce Müslüman olmuşlar, resmi dini İslam olan devletler kurulmuştur. Ancak İslam dininin Türler arasında irfani bir boyut kazanarak derinleşmesi, Ahmet Yesevî, O’nun öğretileri ve halka verdiği eğitimler neticesinde olmuştur. İslam’ın özünü bilen ve cihadın önemini derinden algılayan Ahmet Yesevî, sûfiler/ alperenler yetiştirmiş, onların aracılığıyla başta Türk dünyası olmak üzere, farklı bölgelerde İslam’ın önemli bir mimarı olmuştur(4).

Ahmet Yesevî, ilmi şahsiyeti yanında fikir dünyası ile de Türk- İslam âlemi için çok önemli bir figürdür. Türk dili ve edebiyatı konusunda da çığır açan Yesevî, yazmış olduğu Divan-ı Hikmet adlı eserinde, inanç ve düşünce dünyası ile tarikatının temel öğretileri hakkında bilgiler vermiş, eseri hem Türk dünyasının İslamlaşması açısından hem de Türk dilinin edebi gelişimi açısından önemli bir kaynak olmuştur(5). Ahmet Yesevî, sadece kendi eserleri ile değil, eserlerinin tesiri ile yazılan tasavvufi edebi metinlere de etki etmiştir. Onun meydana getirdiği tasavvufi şiirler pek çok bölgede esin kaynağı olmuş, Anadolu’da da Eşrefoğlu Nuri, Aziz Mahmud Hüdayi ve Yunus Emre gibi önemli isimler vasıtasıyla kendine yer edinmiştir(6).

Yesevîliğin Anadolu’da kök salma süreci, Ahmet Yesevî’ye bağlı alperenlerin ve sûfilerin Anadolu’ya göçü ile mümkün olmuştur. XIII. yüzyılın başlarında Karahıtaylar ve Harzemşahlar arasında yaşanan mücadeleler ve Moğol istilaları, Ahmet Yesevî’den emanet aldıkları tarikat öğretilerine ve İslam’ın özünü belirten din algısına sahip olan alperenlerin Anadolu’ya göçmesini sağlamıştır. Anadolu’ya gelerek Selçuklu’ya sığınan sûfi, alperen ve dervişler zaviyeler kurmuşlardır. Anadolu’nun Türkleşme sürecinde bu topraklara gelen ilk tarikatlardan olan Yesevîyye Tarikatı, kam-ozan geleneğinin İslami yorumunu Anadolu’da yaymışlar, Yesevî dedeleri, baba- ataları ve kendilerine bağlı dervişleriyle görüşlerini halk arasında yaymayı başarmışlardır(7).

Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar’da etkili olan Yesevîyye Tarikatı’nın, Anadolu’daki en önemli halifesinin Süleyman Hakm Ata olduğu kabul edilmektedir. Bektaşiliğin kurucusu olan Hacı Bektaşi Veli’nin de onun halifelerinden olduğu kabul edilir(8).

Ahmet Yesevî’nin öğretileri Kur’an bağlamında gelişen tasavvufi düşünme yöntemine dayanır. Yesi’ye döndükten sonra etrafına binlerce mürid toplamış, İslam dünyasında dalga dalga yayılan tasavvufa yönelmiştir. Onun en önemli farklarından biri, İran kültürü ile şekillenen ve Farsça yazılan tasavvufi eserlere yönelen çağdaşlarının aksine, Türk kültürü ile şekillenen ve Türkçe yazılan tasavvufi eserler vermeye özen göstermesidir. Hanefi Mezhebi’ne mensup olan Yesevî, tasavvufi görüşlerini Kur’an ve sünnet kavramları içerisinde geliştirmiştir. Bazı araştırmacılar tarafından, Onun görüşleri “dine aykırı” olarak lanse edilse de, öğretileri incelendiğinde, Ahmet Yesevî’nin Kur’an veya sünnet dışı bir görüşünün olmadığı, öğretilerinin İslam’ın özünü oluşturduğu görülmektedir(9).

Ahmet Yesevî, gerçek aşkın Allah aşkı olduğunu belirtir. “Aşk olmasa tanımak olmaz Mevlam seni, her ne kılsan aşık kıl sen perverdigâr” diyerek Allah’ı anlamanın yolunun, aşktan geçtiğini vurgular. Kur’an ve sünnet bağlamında geliştirdiği bir diğer görüşü, tevbe edenlere Allah’ın nimetlerinin bol olduğudur. “Namaz, oruç, tevbe üzere varanlara/ Hak yoluna girip ayak koyanlara/ Bu tevbeyle ahirete varanlara/ Bağışlanmış kullar ile sohbeti var”(10) dizeleri, Ahmet Yesevî’nin Sünni inancı doğrultusunda şekillenen öğretilerini gösteren bir diğer unsurdur.

Ahmet Yesevî, tarikatının temel taşlarından birini “Vahdet’ül Vücud” üzere kurmuştur. İnsanları; dil, din, ırk gibi unsurlarla ayrıştırmayan, farklılıklara tahammül ve hoşgörü gösteren öğretileri, Vahdet’ül Vücud ile birleşmiştir. Bu açıdan, felsefe ya da kurumsallaşmış öğretiler üretmekten ziyade, Allah’ın varlığının her yerde ve her şeyde görünebileceği görüşünden hareket etmiştir. Tarikatının esasları, şerî hükümleri baskıcı bir öğretiyle topluluklara dikte etmek olmamış, İslam’ın özü gereği hoşgörülü bir yaklaşımla, öğretilerini toplumun gelenek ve görenekleriyle temellendirmiştir(11).

Ahmet Yesevî, İslam inancında ön planda olan vatan sevgisini de öğretilerinde işlemiştir. “Vatan sevgisi imandandır” hadisinden anlaşılacağı üzere, vatansever olmak dinin esaslarındandır. Ahmet Yesevî de, aralarında ihtilaf olan ve farklı inançlara sahip olan Türkleri tek bir ülküde birleştirmek istemiştir. Bu gaye, İslam’la temellenmiş ve Yesevî, hem Türkleri tek bir çatı altında toplamak hem de adaleti tesis edeceğine inandığı için “Türk Kızılelma” ülküsü temelinde görüşlerini şekillendirmiştir1(2)

Ahmet Yesevî, toplumu, kendi değerleri içerisinde İslami temele dayandırarak şekillendirmeyi ve bir birlik kurmayı amaçlamıştır. Hoşgörülü yaklaşımı, O’nun öğretilerinin geniş kitlelere yayılmasını sağlamıştır. Divan-ı Hikmet’te geçen; “Kâfir de olsa insanlara zarar vermemek sünnettir. Katı kalpli ve gönül kırıcı olanlardan Allah şikâyetçi olacak”(13) dizeleri, O’nun öğretilerinin temelini oluşturmaktadır. Bu temel, insanları ayrıştırmayan, “iyi kalpli ve ahlaklı” olmayı salık veren bir öğretidir. Bu sayede öğretileri asırlar boyunca İslam dünyasına ışık tutmuştur.

Sonuç

İlk Türk mutasavvıfı olan Ahmet Yesevî, Kur’an ve sünnet temelinde oluşturduğu öğretilerini, İslam tasavvufu içerisinde şekillendirmiştir. Öğretilerinde, hoşgörü vurgusu oldukça baskın olan Yesevî, eğitime büyük bir önem vermiş, İslam’ı yaymanın eğitimle mümkün olabileceğini görmüştür. Hoşgörü, vatan sevgisi, Allah aşkı gibi derin temalar üzerine kurduğu öğretilerini yaymak amacıyla yetiştirdiği öğrencilerini, Buhara, Anadolu, Balkanlar gibi çok farklı coğrafyalara göndermiş, İslam’ın özünü kitlelere anlatmayı amaçlamıştır.

Cihadın aynı zamanda eğitimle de yapılabileceğinden hareketle, Anadolu’ya gönderdiği talebeleri ve çeşitli mücadeleler sonucu Anadolu’ya göç eden Yesevîyye mensupları kurmuş oldukları zaviyelerle Ahmet Yesevî’nin görüşlerini geniş kitlelere ulaştırmışlardır.

Türk dünyası içerisinde, hem ayrıştırıcı olmayan görüşleri, hem Türk gelenek ve göreneklerine göre şekillenen ve İslam’ı temel alan öğretileri hem de vatan sevgisi üzerine kurduğu felsefi ile önemli bir yer edinen Ahmet Yesevî, Selçuklu ve Osmanlı gibi Türk devletlerinin dünya görüşüne büyük tesirlerde bulunmuştur.

Onun İslami özden kastı olan Kur’an temalı din anlayışı, İslam’ın en doğru yorumlarından biri olarak kabul edilmiş ve bu durum Ahmet Yesevî’yi sadece Türk tasavvufunun önde gelen isimlerinden değil, aynı zamanda İslam dünyasının en önemli kanaat önderlerinden biri olmasını sağlamıştır.

 

 

 

Kaynakça:

Kemal Eraslan, “Ahmet Yesevî”, TDV İslam Ansiklopedisi, C.2, 1989, ss.159-161.

Cemal Tosun, “Hoca Ahmed Y esevi, Hayatı, Eserleri ve Toplumu Eğitme Metodu”, Dini Araştırmalar Dergisi, C.2, 2000, ss.119-131.

Hayati Bice, Pîri Türkistan Hoca Ahmet Yesevî, H Yayınları, Ankara 2016.

Nizamettin Parlak, “Anadolu’da Yesevî Etkileri”, The Main Goal of the “Mangılık El” Idea-Common Aim and Common Future Materials of International Scientific and Practical Conference 5-6 December 2016, Almatı/Kazakistan, p. 58-78.

Kadir Özköse, “Ahmet Yesevî’nin Hikmetlerinde Aşk Terennümü”, Diyanet İlmi Dergi (Hoca Ahmet Yesevî Özel Sayı), C.52, S.4, 2016, ss.11-28.

Mustafa Aşkar, “Ahmet Yesevî ve Tasavvuf Anlayışı”, Diyanet İlmi Dergi, C.29, S.4, 1993, ss. 49-62.

Handan Akyiğit, “Ahmed Yesevî’nin Düşünce Sisteminde Hoşgörü ve Kültürel Çoğulculuk”, ERDEM, S. 79, 2020, ss.1-20.

 


1. Kemal Eraslan, “Ahmet Yesevî”, TDV İslam Ansiklopedisi, C.2, 1989, 159.

2.  Cemal Tosun, “Hoca Ahmed Y esevi, Hayatı, Eserleri ve Toplumu Eğitme Metodu”, Dini Araştırmalar Dergisi, C.2, 2000, 121,122.

3.  Hayati Bice, Pîri Türkistan Hoca Ahmet Yesevî, H Yayınları, Ankara 2016, 13.

4.  Nizamettin Parlak, “Anadolu’da Yesevî Etkileri”, The Main Goal of the “Mangılık El” Idea-Common Aim and Common Future Materials of International Scientific and Practical Conference 5-6 December 2016, Almatı/Kazakistan, 59.

5. Erslan, 161.

6.  Kadir Özköse, “Ahmet Yesevî’nin Hikmetlerinde Aşk Terennümü”, Diyanet İlmi Dergi (Hoca Ahmet Yesevî Özel Sayı), C.52, S.4, 2016, 27.

7.  Parlak, 64,65.

8.  Tosun, 122,123.

9. Mustafa Aşkar, “Ahmet Yesevî ve Tasavvuf Anlayışı”, Diyanet İlmi Dergi, C.29, S.4, 1993, 50,54.

10.  Aşkar, 54,57.

11.  Handan Akyiğit, “Ahmed Yesevî’nin Düşünce Sisteminde Hoşgörü ve Kültürel Çoğulculuk”, ERDEM, S. 79, 2020, 14.

12.  Akyiğit, 9,10.

13.  Akyiğit, 15.


Mehtap GEYİK diğer yazıları