بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Yedi Kubbe Sûfî Gençlik Derneği yayınıdır 44. Sayı yayında Dijital arşivde 44 sayı 963 yazı 67 yazar [email protected]
Zuhur Dergisi
7. Sayı · s. 39

Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Gelişi

Mevlânâ Hazretleri bir gün kuyumcular çarşısından geçiyordu. Hal arkadaşı, mana yoldaşı Selahaddin Zerkub’un sarraf dükkânının önünden geçerken birden aşka geldi, semâa durdu.

۞
Mevlânâ Hazretlerinin (k.s) Vecde Gelişi
Yazı boyutu %100
Mevlânâ Hazretleri bir gün kuyumcular çarşısından geçiyordu. Hal arkadaşı, mana yoldaşı Selahaddin Zerkub’un sarraf dükkânının önünden geçerken birden aşka geldi, semâa durdu.

 Semâ, “dinlemek, işitmek, kulak vermek, işitilen söz” anlamlarına geliyor.

Terim olarak ise; musiki nağmelerini dinlemeye, dinlerken vecde gelip kendinden geçmeye, oynayıp raks etmeye, tasavvuf ehlinin cezbe haliyle ayakta zikretmesine deniyor.

Mevleviliğin sembol zikri semada maksat ve niyet; ruhen yükselmek, Allah’a giden yolda mesafe almaktır.

Semazen ne folklorik bir edayla dans edendir, ne de sadece öylesine dönendir.

O tıpkı Mevlana’nın Mesnevî’nin ilk beytinde “Dinle!” dediği gibi dinleyendir.

Ve o dinleyişle ruhen yükselip ötelere kanat çırpandır.

Mevlânâ Hazretleri bir gün kuyumcular çarşısından geçiyordu.

Hal arkadaşı, mana yoldaşı Selahaddin Zerkub’un sarraf dükkânının önünden geçerken birden aşka geldi, semâa durdu.

Çünkü dükkândan, altın döven kalfaların çekiç sesleri geliyordu.

Ritimli çekiç sesleri, Mevlânâ’yı alıp götürmüştü başka bir âleme…

Döndü, döndü, döndü...

Döndükçe kâinat da onunla döndü, varlık ona eşlik etti.

Selahaddin Zerkub, kalfalarına devam işareti verdi.

“Dövmeye devam edin!” dedi.

“Altın varaklar ezilip dağılsa da bu tak taklar sürsün.”

Madde dövüldükçe mana coşa geldi.

Çekiç sesleri “Tak, tak!” dedikçe, Mevlana “Allah, Allah!” deyip döndü, semada kanat çırptı.

Yine bir gün Konya sokaklarında dolaşırken, avladığı tilkinin postunu kendi lehçesiyle “Dilku dilku!” diye bağırarak satan bir Türkmen’in bu nağmesinden cezbeye gelerek orada semâ etmeye başladı.

Çünkü “dilku” kelimesi Farsça’da;

“Gönül neredesin?”

anlamına gelmekteydi ve kelimeyi bu manasıyla anlayan Hazreti Mevlana’ya yeterli malzeme çıkmaktaydı.

 

Bunlar da okunur

İlgili Yazılar

۞
Bu sitede yalnızca işleyiş için zorunlu çerezler kullanılır; izleme veya reklam çerezi yoktur. Ayrıntı: Çerez Politikası