بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Yedi Kubbe Sûfî Gençlik Derneği yayınıdır 44. Sayı yayında Dijital arşivde 44 sayı 963 yazı 67 yazar [email protected]
Zuhur Dergisi
44. Sayı · Makaleler

es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh

“Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.”(A‘râf, 7/186)

۞
es-selâmü aleyküm ve rahmetullâh
Yazı boyutu %100
Özel Seslendirme Bu yazı, dergi için özel olarak seslendirildi · 2 dk 27 sn

Metin seslendirme için hazırlandı; okuma yapay zekâ sesiyle yapıldı.

“Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.”(A‘râf, 7/186)

İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!”(Saff, 61/8)

Hakikat, tarih boyunca kimi zaman inkârla, kimi zaman tahrifle, kimi zaman da daraltıcı yorumlarla karşı karşıya kalmıştır. Kelimeler eğilip bükülmüş, kavramların ufku daraltılmak istenmiştir. Ne var ki ilâhî nur; onu üfleyerek söndürmeye çalışanların tasarrufuna bırakılmayacak kadar köklü ve derindir.

Bugün de benzer bir daraltma çabasının izleriyle karşı karşıyayız. Kavramları bağlamından koparan, kelimeleri kendi dar çerçevesine hapseden bir okuma biçimi; vahyin bütünlüğünü zedeleyen indirgemeci bir söylem üretmektedir. “Bize yalnızca Kur’ân yeter” iddiasıyla sünneti dinin dışına itmeye çalışan bu anlayış, asırlardır ümmetin üzerinde ittifak ettiği bütünlüğü parçalamakta; vahyi, onu açıklayan ve yaşayan rehberden koparmaktadır. Oysa Kur’ân’ın hayata nasıl taşınacağını gösteren en sahih tefsir, Resûlullah’ın (s.a.s.) yaşayışıdır.

Nitekim Kur’ân-ı Kerîm bize şu hakikati de hatırlatır:

Hidayetin Allah’tan olduğu bu açık beyan karşısında bize düşen; kelimeleri hevâya göre eğip bükmek değil, vahyin bütünlüğüne sadakatle sarılmaktır. Tebliğ vazifemizi hakkıyla yerine getirmek; hakikati daraltmak değil, onu geniş ufkuyla ortaya koymaktır.

Bu sayının kalbi; zikrin insan hayatındaki yerini yeniden hatırlatan, unutulan bir yakınlığı dirilten yazıyla atıyor. Dünya telaşı içinde yürürken Allah’ı unutmamayı hatırlatan güçlü bir ses yükseliyor bu sayfalardan.

Zikir; yalnızca namazla sınırlandırılabilecek bir kavram değil, aynı zamanda tesbih ile dili, tefekkür ile kalbi ve kulluk şuuru ile hayatı kuşatan ilâhî bir hatırlayıştır. Sözümüz hakikatin tarafındadır; niyetimiz mânâyı hevâ ve heveslere bırakmamak, onu aslî genişliği içinde hatırlatmaktır. Bu çağrıya kulak veren tüm okuyucularımıza muhabbet ve dua ile…

Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Bunlar da okunur

İlgili Yazılar

۞
Bu sitede yalnızca işleyiş için zorunlu çerezler kullanılır; izleme veya reklam çerezi yoktur. Ayrıntı: Çerez Politikası