
Peygamberimiz aleyhisselamın mescidi, önceleri yatsı ve sabah namazı vakitlerinde, kuru hurma dallan, yaprakları yakılarak aydınlatılırdı.
Temimü’d-Dârî, Şam’dan Medine’ye gelirken yanında birkaç altın kandil ile kandil bağları getirmişti. (İbn Abdilberr, İstiâb, II, 683; İbn Esîr, Usdu’l-Gâbe, II, 328; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 18; Halebî, İnsânu’l-Uyûn, s.278)
Cuma gecesi, uşaklarından birine emretti; kandil bağlarını serdirdi.
Kandilleri astırdı. Kandillerin içine, fitil ve zeytinyağı koydurdu.
Güneş batıp karanlık basınca, kandilleri yaktırdı.
Peygamberimiz aleyhisselam mescide gelip de mescidin kandillerle aydınlandığını, parladığını görünce:
“Kim yaptı bunu?” diye sordu.
“Temimü’d-Dârî yaptı, yâ Rasûlallah!” dediler.
Peygamberimiz aleyhisselam, ona:
“Sen İslâmiyet’i nurlandırdın ve onun mescidini süsledin. Allah da seni dünyada ve ahirette nurlandırsın!” buyurdu. (Şemhûdî, Vefâu’l-Vefâ, II, 596-597)



