بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ Yedi Kubbe Sûfî Gençlik Derneği yayınıdır 44. Sayı yayında Dijital arşivde 44 sayı 963 yazı 67 yazar [email protected]
Zuhur Dergisi
7. Sayı · Makaleler

Ashabıyla Münasebeti

Peygamber aleyhisselamın huzuruna girenler talip olarak girerler, en büyük ilim zevkini tatmış ve onlara delâlet edici oldukları halde çıkarlardı

۞
Ashabıyla Münasebeti
Yazı boyutu %100
Peygamber aleyhisselamın huzuruna girenler talip olarak girerler, en büyük ilim zevkini tatmış ve onlara delâlet edici oldukları halde çıkarlardı

Hz. Hüseyin der ki:

“Peygamber aleyhisselamın ev içindeki meşgalesini, babamdan (Ali b. Ebî Tâlib) sordum. Babam:

‘Peygamber aleyhisselam, evine girişinden itibaren vaktini:

Allah’a ibadete, ev halkının işlerine ve kendi işlerine ait olmak üzere üçe ayırmıştı.

Şahsına ayırdığı vakti de kendisiyle insanlar arasında paylaştırmıştı.

O vakitte yanına ancak seçkin sahabileri girerdi.

Halka dinî meseleleri onlar aracılığıyla tebliğ eder, halkı ilgilendiren hiçbir şeyi yanında tutmaz, birik­tirmezdi.

Ümmetine ait vakti fazilet sahiplerine, dindeki üstünlük derecelerine göre bölüştürüp, kendilerini ona göre huzuruna çağırmak, Peygamber aleyhisselamın âdeti idi.

Onlardan kimisi bir hâcetli, kimisi iki hâcetli, kimisi de daha çok hâcetli idi.

Peygamber aleyhisselam onların dinî hâcetleriyle meşgul olur, sorularına gereken cevapları verir sonra da:

‘Bunları burada bulunan, burada bulunmayanlara tebliğ etsin! Bana kendisi gelemeyip hacetini arz edemeyen kimsenin hacetini siz bana arz ediniz! Muhakkak ki, sultana hacetini arz edemeyenin hacetini arz eden kimsenin ayaklarını, Kıyamet gününde Allah, Sırat üzerinde sabit kılar!’ buyururdu.

Peygamberimiz aleyhisselamın yanında bundan başka bir şey anılmaz, dile getirilmezdi. Zaten kendisi de hiç kimseden bundan başkasını kabul etmezdi.

Peygamber aleyhisselamın huzuruna girenler talip olarak girerler, en büyük ilim zevkini tatmış ve onlara delâlet edici oldukları halde çıkarlardı’ dedi. (İbn Sa’d, Tabakât, I, 424 vd; Tirmizî, Şemâil, s.59 vd; Kadı Iyâz, Şifâ, I, 119-121)

Resûlullah aleyhisselamın herhangi bir şey için ‘Hayır!’ dediği olmazdı. Yapmak istediği bir şey ken­disinden istenildiği zaman ‘Olur!’ buyurur; yapmak istemediği bir şey kendisinden istenilince susar, onu yapmak istemediği susmasından anlaşılırdı. (İbn Sa’d, I, 368; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, IX, 13)

Bunlar da okunur

İlgili Yazılar

۞
Bu sitede yalnızca işleyiş için zorunlu çerezler kullanılır; izleme veya reklam çerezi yoktur. Ayrıntı: Çerez Politikası